 |
YAZAR ADNAN OKTAR'IN ESERLERİNİN DÜNYADAKİ ETKİLERİ...
Yazar Adnan Oktar'ın bilimsel, imani ve siyasi konulardaki 250'den fazla eserinin her biri insanların dünyaya bakış açılarını değiştirecek özelliktedir. Adnan Oktar, kainattaki yaratılış delillerini gözler önüne serdiği bilimsel kitaplarıyla, İslam ahlakını Kuran ayetleri doğrultusunda anlattığı eserleriyle ve dünya üzerindeki siyasi gelişmelerin ve tarihi olayların perde arkasında kalmış gizli yönlerini ortaya koyduğu siyasi kitaplarıyla her ülkeden, her dil ve dinden milyonlarca insana hitap etmektedir. Ve bu yönüyle Adnan Oktar külliyatı tüm dünyada geniş yankı uyandırmaktadır.
Amerika, İngiltere, Rusya, Kazakistan, Güney Afrika, Brezilya, Endonezya, Singapur, Malezya, Fransa, Nijerya, Kanada, Lübnan gibi dünyanın herhangi bir ülkesindeki kitapçılarda Adnan Oktar'ın kitaplarını, dergi ve gazetelerde de farklı dillerdeki makalelerini görmek mümkündür. Yazarın eserlerinden faydalanılarak hazırlanan belgesel ve sesli anlatımlar da dünyanın dört bir yanında yayın yapan radyo ve televizyon kanallarında çok yoğun ilgi görmektedir.
Yazarın eserleri İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, Rusça, Arnavutça, İspanyolca, Portekizce, Lehçe, Boşnakça, Endonezyaca, Malayca, Urduca, Estonyaca, Arapça, Kishwahili, Havsa, Bulgarca, Sırpça, Uygurca ve Bengoli gibi dillere çevrilmiştir. Daha pek çok dilde yapılan çeviriler hızla devam etmektedir. Hedef, tüm kitapların dünyanın dört bir yanına dağıtılması ve tüm insanların Allah'ın varlığından, Kuran ahlakının güzelliklerinden, ahiretin varlığından ve Darwinizm yalanından haberdar olmalarının sağlanmasıdır.
|
| |
 |
|
| |
 |
|
Sayın Adnan Oktar, Kuran'ın tebliğini tüm dünyaya ulaştırmak ve böylelikle insanları Allah'ın varlığı ve birliği gibi imani konularda düşünmeye sevk etmek amacıyla yazdığı eserlerinin, tüm insanlar tarafından kolaylıkla okunmasını hedeflemektedir. Bu amaçla açılan internet siteleri her gün binlerce insana hizmet vermektedir. Bu sitelerde, Adnan Oktar'ın kaleme almış olduğu 250'den fazla kitabın tam metninin ve resimlerinin yanı sıra, sesli anlatımlar ve belgesel filmler de internet kullanıcılarına ücretsiz olarak sunulmaktadır. Bu, internet üzerinde eşine rastlanmayan bir hizmettir. Çünkü kitap tanıtımı yapan diğer sitelerde, kitapların sadece kısa bir özeti verilmekte ya da ana başlıkları sıralanmakta, tam metinleri istisnai durumlar dışında ücretsiz olarak verilmemektedir. Oysa yazar Adnan Oktar sitelerinde tüm çalışmalar dileyen herkesin kolayca ulaşabileceği şekildedir ve bu çalışmalarla ilgili hiçbir maddi kazanç hedeflenmemektedir. |



YAZAR ADNAN OKTAR'IN (HARUN YAHYA) ESERLERİNİN VESİLE OLMASIYLA İMAN EDENLER VE
İMANİ BAĞLILIĞI GÜÇLENENLER |

Sayın Adnan Oktar'ın çalışmalarının dünya çapındaki etkisini gözler önüne seren en önemli hususlardan biri de, bu çalışmalar vesilesiyle iman eden veya imanı güçlenen çok fazla sayıda insan olmasıdır. Bununla ilgili olarak pek çok okur mektubu ve mesajı ulaşmaktadır. Burada sadece az bir kısmına yer verdiğimiz bu mesajlar, Sayın Adnan Oktar'ın eserlerinin oluşturduğu büyük etkinin sadece birkaç örneğidir.
Sizin Rusça her kitabınızı okuyorum. Sibirya'da yaşıyorum. Eşim Rus. Sizin kitaplarınızın ve Kuran'ın yardımıyla din olarak kendine Müslümanlığı seçti. Dinimizi Kuran ayetleriyle açıklayıp bize doğru yolu gösteren, böyle güzel bir insan olduğu için çok mutluyum. Allah çabalarınızı artırsın ve insanlığa çok daha etkili kılsın.
Mohammad Arif - Riyad |
Müslüman olarak imanım her zaman kitaplarınız sayesinde güçlendi. Allah sizi ödüllendirsin. Öğrendiklerimi milyonlarca İngilizce bilmeyen Müslüman kardeşlerimle paylaşmak istiyorum. Bu yüzden sizden çalışmalarınızı Hausa diline çevirmek için izin istiyorum. Bir avukatım ve izninize ihtiyacım var. Selamlar...
Nuraddeen Ayagi - Nijerya |
Selam. Ben Kosova'dan bir Müslümanım. Daha önceki hayatımın nasıl olduğu önemli değil. Ama Harun Yahya'nın kitapları sayesinde kendimi "daha da fazla" Müslüman hissediyorum. Bu şekilde düzenli olarak namaz kılmaya başladım. Daha önce düzenli olarak namaz kılmıyordum. Karanlığa doğru giderken kendimi daha doğruya giderken görüyorum. Harun Yahya'nın kitapları sayesinde artık dünyayı çok farklı görüyorum. Allah'ın yardımıyla kitabın İngilizce'den Arnavutça'ya tercümesini yapıyorum. Size göndereceğim, böylece Arnavutluk'tan okuyucular faydalanabilirler. Size herşeyin en iyisini dilerim.
Ali Avdiu - Kosova |
Harun Yahya'nın bazı kitaplarının tercümesini bizzat tamamladıktan sonra imanımın kuvvetlendiğini hissettim ve kendimi Harun Yahya gibi Allah'a adamak için söz verdim. İnşaAllah birkaç yıl içinde Türkiye'deki toplumda nasıl değişiklikler olduysa, Harun Yahya eserleri Tayland'da da bir değişiklik yaratacak.
Zaki - Tayland |
|
| |
 |
|
| |
YAZAR ADNAN OKTAR'A GÖNDERİLEN MEKTUPLARDAN ÖRNEKLER |
|
RUSYA, Dr. Levin Zalman İsaakoviç
HARUN YAHYA, GENİŞ OKUYUCU KİTLESİNE HITAP EDEN (VE SADECE MÜSLÜMANLARA HİTAP ETMEKLE SINIRLI KALMAYAN) BİRÇOK KİTABIN YAZARIDIR VE ÇALIŞMALARINDA DÜNYADAKİ TÜM İNKARCI VE ATEİST İDEOLOJİLERİN TEMELLERİNİ FİKREN YIKMAYI AMAÇLAMAKTADIR. |
Harun Yahya, geniş okuyucu kitlesine hitap eden (ve sadece Müslümanlara hitap etmekle sınırlı kalmayan) birçok kitabın yazarıdır ve çalışmalarında dünyadaki tüm inkarcı ve ateist ideolojilerin temellerini fikren yıkmayı amaçlamaktadır. Sekülerizm ve bilim hakimiyeti altında yaşayan dünyada iman temellerini pekiştirmeye çalışan Müslüman aydınlarından biridir. Rusça olarak şu ana kadar yayınlanan ve daha sonra yayınlanması planlanan tüm kitaplar Allah'ın yaratılış muzicelerini gösteren "bilimin ispatladığı gerçekleri" içermektedir.
'İslam Terorü Lanetler' kitabı da aynı seridendir. Yazar Kuran'ın inananlara her tür baskı ve şiddeti kesinlikle yasakladığını, insanlara barış, tolerans, refah ve adalet getirdiğini göstermekte ve samimi olarak barış isteyen Kitap Ehli'nin -Müslüman, Yahudi ve Ortodoksların- ortak değerlere sahip olduklarını vurgulamaktadır.
Bu bağlamda yazarın "cihat" kavramının yorumu dikkati çekmektedir. Bilindiği gibi, yani toplumdaki geniş manada kullanılan 'cihat' kelimesi İslam yolunda, herşeyden önce inkarcılara karşı yürütülen mukaddes savaş anlamını taşımaktadır. Yazar ise 'cihat'ın inkarcı doktrinlere karşı yürütülen sadece fikri bir mücadele olduğunu ve en büyük 'cihat'ın ise "insanın içindeki kötülüklere karşı yürüttüğü bir mücadele" olduğunu vurgulamaktadır. Fiziksel "cihat" ile de ahlaki ve insani prensiplerin sıkı uygulanmasıyla yürütülen savunma amaçlı savaşı kastetmektedir.
Terör olayı ise teröristlerin Kuran'daki "cihat" kavramını kasıtlı olarak tahrif etmeleriyle ortaya çıkmaktadır. |
 |
|
Kitabın son bölümü terör olaylarının kökenlerini araştırmaktadır. Yazar terörün kaynağını Darwinizm ve materyalizm ideolojilerinde görmektedir. Hayatın tesadüfler ve sürekli bir yaşama mücadelesi sonucunda ortaya çıktığını iddia eden Darwin teorisinin geçersizliğini ispatlamaktadır. Yazarın fikrine göre Darwinizm, Malthus teorisini, ırkçılık ve faşizmi sözde yasal ve haklı ideolojiler olarak göstermektedir. Ama terorizm ve aşırılığın arttığı bu dönemde, hatta nerdeyse dünya toplumunda aşırılık ve terörizmin İslamla bağdaştırılmaya çalışıldığı bu dönemde, bu tarz kitapların yayınlanması en büyük desteklere layıktır.
RUSYA FEDERASYONU BİLİMLER
AKADEMİSİ NEZDİNDE ŞARKIYAT
ENSTİTÜSÜ
TARİHİ BİLİMLER DOKTORU
LEVIN ZALMAN İSAAKOVIÇ |
| |
 |
|
| |
 |
|
 |
Sayın Adnan Oktar’a karşı yıllardır kesintisiz devam eden bir psikolojik savaş yürütülmektedir. Belirli bir çevre tarafından yürütülen bu savaş, Sayın Adnan Oktar’ın materyalizm ve Darwinizm’e karşı mücadelesini hazmedememekten, gerçek ve doğruları ortaya çıkarmasını kabullenememekten kaynaklanan aciz bir yöntemdir. Sahte fikirleri insanlara psikolojik yöntemlerle inandırmaya çalışmak, gerçekleri ise aynı şekilde insanlardan gizlemeye çalışmak, doğru, dürüst ve samimi bir yaklaşımın değil, sahte ve taraflı bir yaklaşımın göstergesidir. Nitekim, onlarca yıl boyunca Sayın Adnan Oktar’a ve BAV camiasına karşı yürütülen karalama kampanyaları da bu psikolojik savaşın en önemli örneklerindendir.
Bu psikolojik savaşı yürüten çevrelerin etkisi ve yönlendirilmesi ile Sayın Adnan Oktar’a karşı şimdiye kadar bir çok komplo kurulmuş, bir çok iftira atılmış ve pek çok karalama kampanyası başlatılmıştır. Bu çevreler Sayın Adnan Oktar hakkında verilen herhangi bir mahkeme kararını büyük puntolarla ve olumsuz ifadelerle manşetlere taşıtmış, ancak Sayın Adnan Oktar’ın, hakkındaki onca komploya rağmen bütün bu iddialardan mahkemeler yoluyla beraat alarak aklanması ile ilgili haberleri kamuoyundan gizlemişlerdir. İnsanlar, bu art niyetli yöntemin etkisi ile uzun bir zaman boyunca Sayın Oktar’a karşı yöneltilen suçlamalar nedeniyle açılan mahkemelerin sürmekte olduğunu zannetmişlerdir. Söz konusu suçlamaların birer iftira olduğu delillerle kanıtlandığı ve Sayın Adnan Oktar’ın tüm bunlardan aklanarak beraat ettiği gerçeği toplumdan uzun zaman gizlenmeye çalışılmıştır. Çünkü bu tür bir psikolojik savaşta kullanılan ana yöntemlerden biri, insanlara yalnızca söz konusu suçlamaların yer aldığı mahkeme haberlerinin bilgisinin verilmesi, bu suçlamaların geçersizliğine dair herhangi bir bilginin ise insanlara duyurulmamasıdır. devamı... |
MASON ZULMÜ
| 1- |
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Ebru Şimşek'in öne sürdüğü iddaların asılsız
olduğuna kanaat getirmiş ve beraat kararı vermiştir. |
| 2- |
İstanbul 2. Ağır Ceza
Mahkemesi, Sayın Adnan Oktar'a çete iddiasından beraat kararı vermiştir. |
| 3- |
(a)- Sayın Adnan Oktar'a
yapılan Kokain Komplosunda Uygulanan Psikolojik Savaş Yöntemleri |
| |
(b)- Sayın Adnan Oktar'a karşı
düzenlenen kokain komplosunda ortada henüz hiçbir "kokain bulgusu" yok iken,
Sabah Gazetesi manşetten verdiği haberle bir kokain senaryosu yayınlamıştır. |
| |
(c)- Sayın Adnan Oktar kokain
komplosunu, Kaçkar TV'ye verdiği röportajda nasıl anlatmıştır. |
| |
(d)- Kokain komplosu boyunca
basın yoluyla uygulanan psikolojik savaş yöntemleri |
| 4- |
"Adnan Oktar Zorla Adliyeye
Getirilecek" Propagandası |
| 5- |
"Adnan Oktar Zorla Adliyeye
Getirildi" Yalanı |
| 6- |
Hürriyet Gazetesinin "Adnan
Hoca Şimdi Yandı" haberi |
| 7- |
Başarı, zafer ve galibiyet her
zaman inananların olmuştur. Bundan sonra da (Allah'ın izniyle) bu şekilde
olacaktır. |
| 8- |
Evrensel Gazetesinin Sayın
Adnan Oktar'a Temennisi: "Adnan Hoca Keşke Yansa" |
| 9- |
Yargıtay ve Kamuoyunu Etkilemek
için Meydana Getirilmiş Dram Sahnesi |
| 10- |
Ebru Şimşek'in iddiaları
hakkında 1996 yılında verilen ilk Takipsizlik kararı |
| 11- |
Ebru Şimşek'in gizli kamera görüntülerini 2. Ağır Ceza
Mahkemesi heyeti resmi bilirkişi eşliğinde seyretmiş ve Şimşek'in iddalarının
doğru olmadığına kanaat getirmiştir. |
| 12- |
(a)- Asılsız İddia 1: Suç Aleti olarak sayılan gizli
kameraların her evde ve işyerinde bulunabilecek güvenlik kameraları olması. |
| |
(b)- Asılsız iddia 2: Suç aleti olarak tanımlanan cihazların, ışık ayar düğmesi,
disket sürücü, uydu anteni parçaları gibi sıradan elektronik aletler olması. |
| |
(c)- Asılsız İddia 3: Şantaj kaseti ve fotoğrafı olduğu iddia edilen şeylerin,
her evde bulunan ticari film kasetleri, dergiler ve müzik cd'leri olması. |
| 13- |
Asılsız iddialarda bulunan ailelere, BAV camiasından olan
çocuklarının basında verdiği cevaplar. |
| 14- |
Asılsız iddialarda bulunan ailelere, BAV camiasının
ailelerinin verdiği cevaplar. |
| 15- |
Sayın Adnan Oktar'a yönelik yapılan psikolojik savaşı konu
eden basın organları |
| 16- |
1999 yılında Silivri'deki çiftliğin Sayın Adnan Oktar'a ait
olduğu öne sürülmüş, fakat çiftliğin Sayın Oktar'a ait olmadığı kamuoyundan
saklanmıştır. |
| 17- |
Psikolojik Savaş Taktiği: TOPLUMDA İNFİAL YARATACAĞI
DÜŞÜNÜLEN HER SUÇU İSNAT ETME. |
| 18- |
(a)- Sayın Adnan Oktar'ın haksız yere tutuklanıp 9 ay
cezaevine, sonra 10 ay Bakırköy Akıl Hastalıkları Hastanesi'ne konulması |
| |
(b)- Sayın Adnan Oktar akıl hastanesinde en azılı akıl
hastalarıyla beraber tutulmuştur. |
| |
(c)- Sayın Adnan Oktar'a Gülhane Askeri Tıp Akademisi
tarafından verilen "sağlam" raporu |
| 19- |
BAV Davası dosyasındaki emniyet ifadeleri, ağır işkence
altında, okutulmadan, zorla imzalatılmış sahte tutanaklardır. |
| 20- |
1999 yılında, dönemin İçişleri Bakanı, PKK ve ideolojisi
için en büyük tehlike olan Sayın Adnan Oktar ve fikirleri için "PKK'dan daha
tehlikeli" ifadesini kullanmıştır. |
| 21- |
Sayın Adnan Oktar hakkında haksız yere getirilen yurtdışına
çıkma yasağı. |
| 22- |
Sayın Adnan Oktar'ın emniyetteki ifadelerinin geçersizliğini
açıkladığı mektuplar basında yer almamıştır. |
| 23- |
Adnan Oktar ve BAV mensupları, kenileri hakkında atılan
iftiralardan doğan yasal haklarını kullandıklarında Ebru Şimşek'i ve onu
destekleyen çevreleri yıldırmaya çalıştıklarına dair haksız yorumlar
yapılmıştır. |
| 24- |
(a)- BAV'a yönelik suçlamalara "küçük kız çocukları"yla
ilgili hayali bir senaryoya daha yer verilmiştir. |
| |
(b)- Pınar Tezcan'ın, gazete haberlerini yalanlayan İstanbul
1 No'lu DGM'ye yazdığı dilekçesi |
| |
(c)- Nefise Karatay'ın BAV mensupları aleyhinde çıkan
haberleri yalanlayan dilekçesi |
| |
(d)- Seçkin Piriler'in İstanbul 1 No'lu DGM'ye gönderdiği
Sayın Adnan Oktar'dan şikayetçi olmadığına dair dilekçesi |
| 25- |
Yüzlerce kişiyi faili meçhul siyasi cinayetlerle öldürten
komünist lider Lenin için psikolojik savaş çok önemliydi. |
| 26- |
Sayın Adnan Oktar'ın karşılaştığı zorluklar ve hapis onun
gittikçe daha olgunlaşmasını, daha çok sevilmesini ve saygı duyulmasını sağladı. |
| 27- |
1999 senesinde Sayın Adnan Oktar ve birkaç BAV üyesinin,
emniyette baskı altında verdikleri ifadeleri videoya alınmıştır. |
| 28- |
Sayın Adnan Oktar ve Bilim Araştırma Vakfı mensupları
yıllardan beri Komünist Derin Devlet'in hedefi olmuşlardır. |
| 29- |
Haksız Kazanç
iftirası devletin resmi raporları ile çürütülmüştür. |
| 30- |
1999 yılında gerçekleştirilen baskında, BAV camiası
mensuplarının ailelerinden zor ve baskı ile Sayın Adnan Oktar'dan ve BAV'dan
şikayetçi olduklarına dair kağıt imzalattırılması |
| 31- |
Gazeteci İsmet Berkan'ın 1999'da gerçekleştirilen polis
operasyonunun bir psikolojik savaş olduğuna dair açıklaması |
| 32- |
Bediüzzaman Said Nursi de Psikolojik Savaş yöntemleriyle
engellenmek istenmişti |
| 33- |
Eserlerinde Kuran'ı ve Ehli sünneti rehber edinen Sayın
Adnan Oktar'a "dini yanlış yorumlama" iftirası atılmıştır. "Dini Yanlış
Yorumlama" iftirasına karşı en güzel cevabı dava dosyasına sunulan birçok
kıymetli profesöre ait bilirkişi mütalaaları vermiştir. |
| 34- |
Hz. Musa'ya karşı uygulanan psikolojik savaş yöntemleri |
| |
Sayın Adnan Oktar'a karşı kullanılan psikolojik savaş
yöntemleriyle ilgili film |
| 35- |
BAV davasında davet ve ilanla şikayetçi aranmıştır |
| 36- |
Fatih Altaylı'nın BAV aleyhinde kamuoyunu kışkırtma
girişimleri |
| 37- |
Hitler'in psikolojik savaş birimi elemanlarından Dr. J.
Göbbels psikolojik savaş yöntemlerini kullanmıştır. |
| 38- |
Hitler, Lenin ve Stalin psikolojik savaş konusuna çok önem
vermişlerdir. |
| 39- |
Bir zamanlar
Dr. Sefa Saygılı da psikolojik savaş elemanlarının oyununa gelmişti. |
| 40- |
Sayın Adnan Oktar Bakırköy Akıl Hastalıkları Hastanesi'nden
tahliye olurken de psikolojik savaş uygulanmıştı. |
| 41- |
Hiç ilgisi olmayan konularda bile Sayın Adnan Oktar'a suç
atfedilmeye çalışılmıştır. |
| 42- |
Bakırköy Akıl Hastanesi'nin Sayın Adnan Oktar'ın kaldığı
döneme ait tüm arşivleri yok edilmiştir. |
| 43- |
BAV davasında hiçbir mağduriyeti olmadığını söyleyen kişiler
defalarca "mağdur sıfatıyla" ifade vermeye çağrılmıştır. |
| 44- |
BAV mensuplarının Mehmet Ağar ve Celal Adan'a şantaj yaptığı
iddiası bu kişilerin Devlet Güvenlik Mahkemelerinde verdikleri ifadelerle
yalanlanmıştır |
| 45- |
Sayın Adnan Oktar ve BAV mensupları kendilerine karşı
üretilen asılsız iddialardan takipsizlik, kovuşturmaya gerek olmadığı veya
beraat kararları ile aklanmıştır. |

|
|
| |
YAZAR ADNAN OKTAR İLE YAPILAN RÖPORTAJLAR |
|
| |
 |
|
| |
 |
|
ADNAN OKTAR'IN MİLLİ GAZETE RÖPORTAJI (Mayıs 2008) |
ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI (Mayıs 2008) |
ADNAN OKTAR'IN LE MONDE RÖPORTAJI (Mayıs 2008) |
|
Sayın Adnan Oktar bu röportajında siyasete olan bakış açısını açıklamış ve siyasetten uzak durduğunu, kendisinin İslam’ı ve Allah’ın birliğini anlatan bir yazar olduğunu söylemiştir. İslam aleminin biraraya gelmesinin, Türkiye’nin öncülüğünde büyük İslam Birliğinin oluşturulmasının, Türkiye’nin bölgede süper güç olarak anarşi ve terörü durdurmasının, bütün İslam alemini kardeşi olarak çok iyi koruyup kollamasının önemli olduğunu belirtmiştir. Masonluk ile ilgili görüşlerini açıklamıştır. Fikren ve manevi olarak İslam aleminin Sayın Adnan Oktar’ın eserlerine ve çalışmalarına derin desteği olduğunu belirtmiştir. İslamın hakimiyetinin 10-20 yıl içinde gerçekleşeceğini, İslam ahlakının bütün dünyaya yayılacağını söylemiştir. Sünni ve Şii ayrımının Masonların bir oyunu olduğunu detaylı olarak açıklamıştır. Sayın Adnan Oktar ‘Şiiler son derece halis, mulis tertemiz sağlam Müslümanlardır. Sünnilerde son derece sağlam ve tertemiz Müslümanlardır. Birbirlerinden farkları yoktur. Hepsi Elh-i kıbledir, Aynı Allah’ı ve aynı peygamberi severler. Hepsine çok büyük derin bir muhabbetim vardır’ sözleriyle açıklamada bulunmuştur. Sayın Adnan Oktar bütün İslam alemine bu röportaj vesilesi ile sevgi ve selamlarını gönderdiğini belirtmiştir. |
|
Sayın Adnan Oktar, Akşam Gazetesi röportajına Türkiye’de insanların huzurlu ve mutlu yaşamalarını istediğini belirterek başlamıştır. Yahudilik ve Masonluk isimli kitabının çıktığı dönemde kendisine yöneltilen iddiaların askeri hastane kararı ile geçersizliğinin ortaya çıktığını belirtmiştir. BAV camiasının mukadessatçı, maneviyatçı ve Atartkçü olması nedeni ile farklı görüşte olan kişilerin çeşitli iddialar öne sürdüklerini belirtmiştir. Türkiye’de hiçkimsenin BAV davası ile ilgili iddiaların doğruluğuna inanmadığını, hatta insanların bu iddiaları gülünç bulduğunu açıklamıştır. Yargılanan kişilerin ellerinden, yüzlerinden nur akan, trafik suçu bile olmayan kişiler olduğunu vurgulamıştır. BAV davasında yargılananların emniyette gözaltında bulundukları sırada avukat olmadan, zor ve baskı altında ifadeleri imzaladıklarını ve bu nedenle ifadelerin hukuken geçerli olmadığını belirtmiştir. Kendisine Fethullah Gülen hakkında yöneltilen soruları cevaplamıştır. Sayın Adnan Oktar hakkındaki yurtdışına çıkış yasağı ile ilgili soruya, hiçbir şekilde yurtdışına çıkmayı düşünmediğini, bugüne kadar böyle bir girişimi olmadığını, “ben öleceğimi bilsem Türkiye’den çıkmam, vatanımı bırakmam’ sözleri ile cevap vermiştir. BAV davası süresince Ebru Şimşek’in öne sürdüğü iddiaların doğru olmadığını ve bunun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile ispatlandığını ve bu konuda beraat edildiğini belirtmiştir. Geçmişte kendisine yönelik yapılan kokain komplosundan beraat ettiğini ve bu konunun araştırılması gereken bir konu olduğunu vurgulamıştır. Röportajın sonuna doğru Adnan Oktar bir gününü nasıl geçirdiğini anlatmıştır. |
|
1 Nisan 2008 tarihinde Sayın Adnan Oktar MPL kanalında yayınlanan Güzin Osmancık’ın sunduğu Bâb-ı Âlem isimli programa konuk olmuştur. Sayın Adnan Oktar bu röportajında, hiçbirşeyin tesadüfen var olamayacağını, herşeyi Allah’ın bir hikmetle yarattığını, Darwinizmin büyük bir aldatmaca olduğunu, eserlerinin Avrupa’da önemli etkileri olduğunu anlatmıştır. Ayrıca Sayın Adnan Oktar Darwinizmin Masonluğun ana felsefesi olduğunu, faşizmin, komünizn, terörün kökeninde de Darwizmin olduğunu ve bu konuya o nedenle çok fazla önem verdiğini açıklamıştır. Sayın Adnan Oktar Avrupa Birliği’nin İslama ve dine karşı olduğunu, bu nedenle bu tehlikeye karşı çevresindeki kişileri uyardığını ve bunun etkilerinden bahsetmiştir. Yaratılış Atlası isimli eserinin içeriği ve dünyadaki yankıları ile ilgili detaylı bilgiler vermiştir. İslam Ahlakının Türk İslam Birliği içinde yayılmasının büyük önemi olduğuna, ve bu yönde güzel gelişmeler olduğuna, bu konunun Avrupa için de büyük bir kurtuluş olduğuna değinmiştir. Ahir Zamanda nelerin yaşanacağını açıklamış, Hz Mehdi ve Hz. İsa’nın fiziksel ve tavır özelliklerini ayet ve hadislerde belirtildiği üzere detaylı tarif etmiştir. Herşeyin Allah’ın tecellisi olduğunu, madde dışarda var olmakla beraber onların görüntüsü ile muhatap olduğumuzu açıklamıştır. Adnan Oktar röportajında şu sözleri söylemiştir: ‘Güneşe bakan beyninin içindeki güneşi görür, gerçek güneş karanlıktır.” Adnan Oktar röportajının bitiminde Türkiye’yi güzel günlerin beklediği müjdesini vermiştir. |
|
Suudi Arabistan’ın bilinen televizyon kanallarından biri olan Suud 1 TV ile gerçekleştirdiği röportajına kendisine yöneltilen, “kitaplarının tüm dünyadaki etkisinin nasıl gerçekleştiği” sorusu üzerine Sayın Adnan Oktar herşeyi yapanın, yaratanın Allah olduğunu, Allah’ın kulunu sebep olarak yarattığını, Allah’ın kaderde var olan kitapları zamanı gelince ortaya çıkarttığını anlatarak başlıyor.
Darwinizm’in uzun süredir etkili olan ve dinsizliğin zeminini oluşturan önemli bir felsefe aracı olduğunu ifade eden Adnan Oktar, yer altındaki fosilleri insanlara tanıttıklarını bunun Darwinizm’e büyük bir darbe olduğunu anlatıyor. Yer altından çıkarılmış 100 milyonu aşkın fosilin tamamının yaratılışı ispat ettiğini, şimdiki zamanda var olan bir hayvanın 300 milyon yıl önceki iskeletinin tıpatıp aynısı olduğunu belirtiyor.
Darwinizm’in yerlebir edilişinin Müslümanlarda büyük bir rahatlamaya yol açtığını, İslam’ın çığ gibi yayıldığını ifade eden Sayın Adnan Oktar, Yaratılış Atlası’nın Fransa’daki etkisini de değiniyor. Dinsizliğin yaygın olduğu Fransa’da Atlas’ın dağıtılmasının şok etkisi yaptığını, bunun “Fransa tarihinin en büyük felaketi, deprem, kasırga, Fransızlara yapılmış en büyük saldırı” gibi tanımlamalarla ifade edildiğini anlatıyor.
Yahudilik ve Masonluk kitabının basılmasından hemen sonra birçok baskıya maruz kaldığını da anlatan Sayın Adnan Oktar, 10 ay boyunca cinayet işlemiş, şuuru kapalı akıl hastalarının yanında, 9 ay da hapishanede tutulduğunu ancak fikri mücadelesinden asla vazgeçmediğini ve vazgeçmeyeceğini belirtiyor.
Tek amacının Allah’ın rızasını kazanmak olduğunu söyleyen Sayın Adnan Oktar röportajı tüm Arap ülkelerindeki Müslümanlara yönelik olarak verdiği şu mesajla bitiriyor:
Mezhep ayrımları, Hanefi, Sünni, Şafii... Hiçbir ayrım yapmadan Müslümanlar birbirlerini çok sevsinler, kardeş olsunlar. Hepimiz aynı Allah’a inanıyoruz, aynı peygambere inanıyoruz, aynı kıbleye dönüyoruz, aynı peygamberleri seviyoruz, aynı melekleri seviyoruz. Herşeyimiz aynı aşağı yukarı. Bu tarz detaylarla bölünmeye kalkmak hatta düşman olmak şeytanın oyununa gelmek olur, sakın böyle birşey olmasın. Hepimiz samimi, candan inşaAllah Müslümanlarız, candan kardeşleriz ahirette de beraber olacağız inşaAllah. Bu ayrılıkta da bir hayır vardır. Bunu bir sorun haline getirmek hiç doğru değil diye düşünüyorum. |
|
Arnavutluk’tan yayın yapan Vision Plus TV, Sayın Adnan Oktar ile bir röportaj gerçekleştiriyor. Röportajın başında Arnavutça çalışmalarından örnekler veren Adnan Oktar 35 adet Arnavutça kitabının basıldığını, 46 adet de belgeselin bulunduğunu söylüyor. İslam Terörü Lanetler, Evrim Aldatmacası, Darwinizm’in İnsanlığa Getirdiği Belalar, Çözüm Kuran Ahlakı, Kuran Mucizeleri, İslam’ın Yükselişi, Global Masonluk, Terör Sevgiyle Yok Edilir, Evrenin Yaratılışı gibi Arnavutça kitapların ücretsiz olarak indirilebildiğini de ifade ediyor.
Darwinizm’in yerlebir olmasının materyalizm, Marksizm, komünizm, faşizm ve masonluğun gücünü de kırdığını anlatarak, Müslümanların çok daha rahat hareket ettiklerini belirtiyor. Yaşanan gelişmelerle Müslümanların fikri galibiyetinin oluştuğunu, fikri bir eminlik oluştuğunu da sözlerine ekliyor.
Kendisine yöneltilen Enver hoca döneminde Müslümanlara yapılanlar hakkında ne düşündüğü sorusuna ise Sayın Adnan Oktar şu cevabı veriyor:
Komünizmin ruhunda bu vardır, ibadethane kabul etmez, din kabul etmez. Aile kabul etmez, namus kabul etmez. Dolayısıyla da buna ait müesseseleri ortadan kaldırmaya çalışır. Ama Allah başarısız kıldı. Rusya’da komünizm yıkıldı, Arnavutluk’ta yıkıldı, Romanya’da yıkıldı. Her yerde yıkıldı. Yıkılmadık yer kalmadı. Ayakta kalanlar da yıkılmak üzereler şu an. Yıkılan camilerin yerine evvelAllah, Allah’ın izniyle çok daha güzellerini yapacağız, yapıyoruz da, devam edecek inşaAllah.
Arnavutlar hakkındaki olumlu düşüncelerini ise şöyle ifade ediyor:
...Arnavutlar da maşaAllah kardeşlerimiz son derece dindar, muttaki insanlar. İslam dinini çok seviyorlar, Türkleri çok seviyorlar. Ben Arnavutları Türk kabul ediyorum zaten, Türk onlar maşaAllah, onlar bizim kardeşimiz, canımız ciğerimiz. Yakın gelecekte inşaAllah, orada daha da büyük bir güçlenme olacak... |
|
Irak üzerinden yayın yapan Türkmeneli TV Sayın Adnan Oktar ile bir röportaj gerçekleştirdi.
Adnan Oktar röportajın başında vakfın kuruluş amacının ne olduğu yönündeki soru üzerine, Bilim Araştırma Vakfının, milliyetçi, mukaddesatçı, ilerici, Atatürkçü, çağdaş, laik Türk-İslam Birliğini savunan bir vakıf olduğunu ifade ediyor. Ayrıca kitap, CD çalışmalarının, internet üzerinden yapılan çalışmalarının ağırlıklı olarak devam ettiğini de ekliyor.
Adnan Oktar çağdaş bir yazarın misyonunun, toplumu tümüyle kucaklayan bir yapıda olması gerektiğini, Allah’a inananı, inanmayanı, Hıristiyanı, Yahudi’yi hepsini 1. sınıf vatandaş olarak koruyan, vatanın milletin rahatı için mücadele eden samimi bir düşünceye sahip olması gerektiğini belirtiyor.
Sunucunun yönelttiği Avrupa Birliğine girmek ya da Türk birliğini, Türk-İslam birliğini kurmak gibi alternatiflerden hangisinin Türk toplumuna ivme kazandıracağı, katkı sağlayacağı konusundaki soru üzerine Sayın Adnan Oktar şu cevabı veriyor:
Türkiye için yapılacak en mükemmel şey Türk-İslam Birliğini oluşturmaktır. Yani bütün İslam ülkelerinin liderliğini almak, bütün Türk illerin liderliğini almak ve bütün Türk illeri genelde Müslümanlar ama aynı zamanda bölgenin de ağabeyi olması Türkiye’nin. Yani Ermenistan’ın da menfaatlerini koruması onların da zengin olması için gayret etmesi, İsrail’in menfaatlerini koruması, Filistin’e huzur getirmesi, bölgeye barış getirmesi, her yönden bölge de ağabeylik yapması. Bu en acil görev, bu Avrupa Birliği açısından da çok önemli. Avrupa Birliği’nin terörden kurtulması, terör endişesinden kurtulması onlar için çok büyük bir nimet ve lükstür. Bunu bir kere Türk-İslam Birliği çok sağlam sağlar, kesin sağlar. İslam âleminde ki bütün çileler biter, bütün kargaşa biter. Türk Devletleri Avrupa ayarında hatta onu da geçen büyük bir medeniyet hamlesi yaparlar. Çünkü Türk Devletleri potansiyel yönden çok zengin devletler. Çok zengin coğrafya. Fakat iyi organize edilemiyorlar. Yani mesela bugün Türkmenistan, Azerbaycan, buralar muazzam potansiyeli olan yerler. Bunların Birliği demek dünyanın en büyük medeniyeti demektir. |
|
Irak'ın en çok izlenen TV kanallarından biri olan Al Hurra Televizyonuna verdiği röportajda Sayın Adnan Oktar, İran-Amerika gerginliğinin çözümü, Kıbrıs’ın geleceği, masonların gündemdeki olaylar üzerindeki etkisi gibi konuların yanısıra Avrupa Birliği’nin gerçekte her türlü dine karşı olduğu, Birliğin Türkiye’ye olan yanlış bakış açısının nasıl değerlendirilmesi gerektiğine de değiniyor. Fikir özgürlüğünün önemi, Türkiye’deki azınlıklar konusunun değerlendirilmesindeki yanlışlıklar gibi birçok konudaki sorulara birbirinden önemli cevaplar veriyor.
Sayın Oktar’ın röportajda yer alan ve Türkiye’deki birliğin korunmasının önemi ile ilgili bazı sözleri şöyledir:
... Alevi vatandaşların ibadet özgürlüğüne, yaşam özgürlüğüne hem destek olunmalı, hem saygı duyulmalı, bunu yaşadığında hiçbir sorun olmaz bir Alevi için. Aynı şekilde Kürt vatandaşlar için de böyle. Kürtler genelinde çok dindar, efendi insanlardır, çok mazlum, son derece saygılı insanlardır. Anadolu insanının genelinde bu vardır. Misafirperverlikleri, sevecenlikleri, herkesin malumudur. Gitsin herhangi bir insan, gidip baksınlar. Çok farklıdır Kürt vatandaşlarımız. Ama ben tabi ki Kürt, Türk, Laz böyle bir karışım görmüyorum sadece Türk Milleti vardır. Benim çocukluğumda böyle birşey hiç bilinmezdi. Biz eskaza duyardık bir insanın kökeninin Kürt olduğunu ve bizi hiç ilgilendirmezdi. Bu sistem yine geçerli.
Kürt de olsa, Laz da olsa, şu da olsa bu da olsa, Çerkez de olsa bunların hepsi ben Türk’üm dedikten sonra, Türkçe konuştuktan sonra Türk vatandaşıdır ve birinci sınıf vatandaştır. Birlikte bereket vardır, birlik olmada, bölünmede uğursuzluk vardır. Bölünme kötü birşeydir. Bölünme güçsüzlük getirir, acı getirir, azap getirir. Kürt kardeşlerimizin de bunu istememesi lazım. Eğer kökenine biraz daha inerse o zaman Sümerlere gidecek, Hititlere gidecek. Hitit birliği mi olacak o zaman Sümer Birliği mi olacak. En sonuna giderse Hz. Adem’e gidecek. Demek ki hepimiz kardeşiz. |
|
Sayın Adnan Oktar İHA’ya verdiği röportajında dünya ve Türkiye gündemindeki olaylar hakkındaki görüşlerini açıklıyor.
Laikliğin bir toplumda neden vazgeçilmez unsur olduğu, laiklik konusunda toplumun her kesimine tam garanti verilmesinin önemi, hiçbir koşul aramaksızın, dindar, ateist, marksist ayrımı yapılmadan herkese eşit şekilde davranılmasının gerekliliği gibi konulara değinen Adnan Oktar röportajda ayrıca mason localarının Türkiye gündemindeki olaylar üzerindeki etkisine de dikkat çekiyor.
Komünistlerin amacının Türkiye’yi Marksist-komünist bir devlet haline getirmek olduğunu açıklayan Adnan Oktar ülkemizin Doğusunda kan döken terör örgütünün müstakil olarak hareket etmediğini ve bundan kurtulmanın çözümünü de anlatıyor.
Sayın Oktar röportajda komünizm tehlikesine karşı Türk Milleti’nin güzel özelliklerinin tekrar ön plana çıkartılmasının ve kardeşliğin pekiştirilmesinin gerekliliğini şu sözlerle özetliyor:
... Türk halkı genellikle hep muhafazakâr, mukaddesatçı ve maneviyatçıdır yani şuurlu bir millettir Türk Milleti, gayet de aklı başındadır. Bizim solcularımız bile genellikle sağcıdır. Yani sağ eğilimlidir. Hem Allah’tan, dinden bahseder, hem solcu olduğunu söylerler. Onun için bizde öyle bir tehlike biraz zor. Sadece kardeşlik bağlarının iyi güçlendirilmesi gerekiyor, sevgi bağlarının iyi güçlendirilmesi gerekiyor. Ben dışarıya çıkıyorum, insanlara bakıyorum, insanların yüzü gülmüyor yani ben epeyden beri dışarı çıkmıyordum, bu aralar sık sık çıkıyorum. Kimse birbirinin yüzüne bakmıyor, kimse de bir sevgi alameti yok. Yüzleri donuk. Bir kere bu belanın kaldırılması lazım. Bu sevgi niye gitti bu bizim milletimizden, bu neşe niye gitti, bunu hemen halletmek lazım. Çünkü ruh enerjisi gitmiş, o ruh enerjisini yeniden bizim milletimize vermek lazım. Sevgi gözüyle yaklaştırtmak lazım birbirlerine karşı, mesela kürdü, lazı, çerkezi, bunların hepsi Türk’tür. Başka bir kavim yoktur Türkiye’de... |
|
İngiltere’nin en saygın gazetelerinden biri olan The Guardian’ın gerçekleştirdiği bu röportajda Sayın Adnan Oktar yine çok önemli açıklamalarda bulunuyor.
Mahkemenin üzerinde baskı olup olmadığı sorusundan, komünist derin devlet yapılanmasının etkilerine, masonluğun Türkiye’de ve dünyada din ahlakının yayılmasını neden istemediğine kadar birçok soruya cevaplar veriyor.
Laikliğin sadece Türkiye için değil, her toplum için çok önemli sosyal bir denge unsuru olduğunu ifade eden Adnan Oktar, Türkiye’de laiklik uygulandığında her düşüncede insanın huzur içinde yaşayacağını ve toplum içinde gerilim, kargaşa, kavga olmayacağını belirtiyor.
Sayın Adnan Oktar’ın röportajda yer alan ifadelerinden bazıları şöyledir:
...Türkiye’de dinin gelişmesini masonluk istemiyor, dünyada da gelişmesini istemiyor. Son zamanlarda hem Türkiye’de hem Avrupa’da İslamiyet’e karşı bir istek artışı var. Daha çok insanlar Müslüman oluyor, hatta Hristiyanlık’ta da son yıllarda daha güçlenme var. Mesela Sarkozy’nin sosyalist sol materyalist düşüncedeyken Katolik düşünceyi, Katolik inancını benimsediğini ortaya koyması; yine İngiltere’de Tony Blair’in aynı şekilde Katolik inancını savunduğunu ortaya koyması, dine karşı ciddi bir dönüş olduğunu göstertiyor. Bu da bizim anti-Darwinist, Darwinizmin karşısında olan çalışmalarımızın neticesi olduğuna inanıyorum...
... din, İslamiyet hoşgörüyü, sevgiyi, kardeşliği savunan bir din. İslamiyet’in özünde laiklik vardır. Hıristiyanlar kendi inancında istediği gibi yaşayabilir, dine inanmayanlar kendi inancında istediği gibi yaşayabilir, aynı şekilde Yahudiler de. Dolayısıyla laiklik İslamiyet’in kendi bünyesinde olan bir yapı. Biz de Bilim Araştırma Vakfı mensupları olarak, ben de onun bir sempatizanı olarak ve Bilim Araştırma Vakfı’nın manevi başkanı olarak bu düşüncedeyiz...
|
|
Alman ART televizyonunun Sayın Adnan Oktar ile gerçekleştirdiği bu özel röportajda Sayın Oktar, insanı insan yapan en önemli özelliğin Allah için, Allah’ın rızası için yaşaması olduğunu açıklıyor. Milyonlarca fosile bakıldığında tek bir tane bile ara fosilin olmadığı hepsinin canlıları Allah’ın yarattığını gösterdiğini anlatan Adnan Oktar bunun evrim teorisine indirdiği darbeye dikkat çekiyor. Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde ahir zamanda yani kıyamete yakın zamanda gerçekleşeceği bildirilen yaklaşık 300 alametin neredeyse tamamının oluştuğu ve bunun da Hz. İsa’nın gelişine işaret ettiğini de anlatıyor. |
|
...Evrim teorisi cehalet ortamında çok iyi gelişir. Bilimin olduğu, aklın olduğu bir ortamda evrim teorisi kendiliğinden yok olur. Şu an evrim teorisi gerçekten tam bir mağlubiyet içinde, tam bir ezilme içinde... (Adnan Oktar)
Adnan Oktar Mart 2008’de Bağdat TV’ye verdiği röportajında evrim teorisinin şu an bulunduğu durumu yukarıdaki sözleriyle özetliyor. Bu röportajda Sayın Adnan Oktar ayrıca fosillerin evrim teorisine vurduğu darbeyi de şöyle ifade ediyor:
...Yerin altı kazıldığında hemen hemen her yerde canlıların taşlaşmış fosilleri bulunuyor. Bu milyonlarca sayıda, üç tane beş tane on tane değil, hangisine bakılsa canlıların adeta fotokopi gibi aynısıyla durduğunu anlıyoruz. 50 milyon yıllık, 100 milyon, 150 milyon, 300 milyon yıllık canlılara bakıyoruz, hepsinde bir değişiklik yok. Bu onlara Allah’ın bir cevabı. Yerin altında Allah’ın o kadar canlının, milyonlarca canlının bedenini taşlaştırıp saklaması, ahir zamanda onları böyle rezil rüsva etmesi Allah’ın bir mucizesidir... (Adnan Oktar)
Bunların yanısıra Kuran’da Allah’ın bütün İslam aleminin birlik olmasını emrettiği, Müslümanların fakirlikten kurtulmak için birlik olmalarının gerekliliği, Türk-İslam birliğinin kurulmasının önemi, Türkiye’nin bu konuda liderliği üstlenmesinin aciliyeti gibi konular bu röportajda açık sözlülükle ele alınıyor. |
|
Konya TV’nin Sayın Adnan Oktar ile gerçekleştirdiği bu önemli röportajda birçok önemli soruya cevaplar bulacaksınız.
Adnan Oktar bir gününü nasıl geçirir? Ülkemiz ve dünyada gelişen olaylar hakkındaki düşünceleri nelerdir? Evrim teorisi neden Müslümanların çektiği ızdırapların, acının urudur, sebebidir? Darwinizm’in vermiş olduğu olumsuz etkinin kaynağı nedir? Darwinizm’i ilmi yönden çökertmenin önemi, fosillerin Darwinizm’e vurduğu darbe, proteinlerin tesadüfen oluşmasının imkansızlığı, müminlerin Allah’ın rızasını, Allah’ın sevgisini kazanmak istiyorlarsa Allah rızası için Deccaliyet’e, ateizme, Allah’sızlığa karşı mücadele vermelerinin gerekliliği gibi daha birçok önemli konuyu bu röportajda bulacaksınız.
Adnan Oktar ayrıca şeytanın hileli ancak bir sonuca ulaşmayan oyunlarına dikkat çekerek Allah’ın Müslümanlara karşı kurulan her tuzağı en başından bozulmuş olarak yarattığını da anlatıyor. Kendisine atılan iftiraların mantık bozukluklarını ortaya koyan Adnan Oktar, psikolojik savaşta sadece iftiralara yer verildiği, olayların gerçek yönlerinin, beraatların, aklanmaların ise hiçbir şekilde medyada yer almadığını da bu röportajında ifade ediyor.
|
|
Doğu TV'nin Her Telden programında Sayın Adnan Oktar sorulara çarpıcı cevaplar veriyor. Kendisine ve çevresine karşı yürütülen psikolojik savaşın detaylarını deşifre eden Adnan Oktar, psikolojik savaşta halkı galeyana getirecek her türlü yönteme başvurulacağını anlatırken, psikolojik savaş uzmanlarının milletimizden gerçekleri saklamasının mümkün olmayacağını da ifade ediyor.
Müslümanın dünyanın en güzel huylu, sevecen, en tutarlı ve en akılcı insanı olduğunu söyleyen Sayın Oktar, kendisinin de kendisine ve etrafına fayda sunan bir inanca sahip olduğunu ifade ederek, Peygamber Efendimiz (sav)'in şu anda gelmiş olsa dünyanın, bu yüzyılın ve hatta gelecek yüzyılların da en modern insanı olacağını vurguluyor.
Adnan Oktar'ın röportajda yer alan diğer bazı ifadeleri ise şunlardır:
Benim çevremdeki arkadaş grubumun temel amacı Allah'ın rızasını kazanmaktır. Dünyevi hiçbir amaçları olmaz. Ahirette de Allah'ın cennetinin nasip olması. Dünyada iyi insanlar olarak vatana, millete, bayrağa, devlete hizmet etmek. Bütün dünyanın iyi olması, sırf Türk Milletinin değil, bütün dünyanın iyi olması için gayret etmek. Bu yönde elinden gelen her türlü çabayı göstermek.
|
|
Al Jazeera Televizyonu ile yeni bir röportaj gerçekleştiren Adnan Oktar Malta Şövalyelerinin gerçek yüzünü, masonluk ile bağlantısını, gizli dünya hükümetinin varlığını açıklıyor. Masonluğun kendini gizlemek için aldığı çeşit çeşit isimlere dikkat çeken Adnan Oktar olayların asıl kökeninde masonluğun yer aldığını, masonluğun İngiltere'de Amerika'da ve Fransa'da çok güçlü olduğunu, faaliyetlerin İsrail'deki localardan yürütüldüğünü anlatıyor. Halkın dikkatini dağıtmak için Malta Şövalyesi, Tapınak şövalyesi gibi daha ılımlı, anlaşılmaz bir imaj veren, dikkatleri dağıtmak için kullanılan terimler olduğunu ancak bunlarla vakit kaybetmek yerine asıl dikkat verilmesi gerekenin masonluk kurumu olduğunu vurguluyor. |
| |
 |
|
|
|
|
|